Döngüsel Ekonomi Modeline Geçişte Nexus Yaklaşımı

6 dakika okuma süresi

Döngüsel Ekonomi Modeline Geçişte Nexus Yaklaşımı

Günümüzde Su, Enerji, Gıda ve Ekosistem (SEGE) sektörleri, birbirleriyle sıkı sıkıya bağlantılı bir sistem olarak karmaşık ve dinamik bir yapıya sahiptir. Bu dört önemli sektörün mevcut zorluklarını ele almak, bu sektörleri aynı sistemin parçaları olarak değerlendirerek mümkündür. Bağ (Nexus) yaklaşımı, çevresel ve beşeri faaliyetler arasındaki etkileşimi sistemli bir şekilde analiz etmeyi ve çeşitli sektör ve ölçeklerde doğal kaynakların bütün olarak yönetimini sağlamayı amaçlamaktadır. Gıda ve enerji üretimi su gerektirirken, su miktarını ve kalitesini etkiler; gıda sistemleri ve temiz su temini enerji gerektirir. Su ve enerjinin yanlış kullanımı, gıda arzını, ekolojik dengeyi ve arazi kullanımını ciddi şekilde etkileyebilir. Bu sektörler arasındaki kompleks etkileşimleri anlamak ve gelecekteki zorlukların üstesinden gelmek için birçok yaklaşım bulunmaktadır.

Döngüsel ekonomi kavramı, artan kaynak talebi, çevresel tahribat, iklim değişikliği ve başta su, enerji ve gıda olmak üzere kaynakların kıtlığı gibi küresel krizlere karşı etkili bir çözüm olarak değerlendirilmektedir. BM 2030 Gündemi’nde de belirtildiği üzere, doğrusal ekonomiden döngüsel ekonomiye geçiş, odaklanılması gereken politikalardan biridir. Bu nedenle döngüsel ekonomi kavramı, yap-kullan-at modeline göre daha fazla ilgi görmeye başlamıştır. Döngüsel ekonomi kavramı son yıllarda öne çıkan, üretim ve kaynak kullanımının çevresel etkilerini azaltmayı hedefleyen bir yöntem önerisidir. Kısacası, Döngüsel Ekonomi’nin amacı, hammaddeleri ve ürünleri olabildiğince kullanımda tutarak oluşabilecek atık miktarını ve yeni hammadde ihtiyacını azaltmaktır. Döngüsel ekonomi kavramından ilk olarak Pearce ve Turner (1990) tarafından yayımlanan bir kitapta bahsedilmiştir (Harris vd., 2020). Yazarlar geleneksel doğrusal ekonomik sistemi yani “yap-kullan-at” sistemini eleştirerek döngüsel ekonomi adında yeni bir ekonomik model geliştirdiler. Pearce ve Turner (1990) tarafından döngüsel ekonomi teriminin ilk resmi kullanımından bu yana, döngüsel ekonomiyi tanımlamak için çeşitli girişimlerde bulunulmuştur. Saeve ve diğerleri (2016) döngüsel ekonomiyi işlenmemiş kaynak çıkarımı ve atık üretimi ile çevresel yükümlülükleri içselleştiren kapalı döngü malzeme akışları yoluyla ürünlerin üretimi ve tüketimini sağlayan bir yöntem olarak tanımlamıştır ve döngüsel ekonominin objektifinin kaynak tüketiminin yol açtığı kirliliğin ve atığın azaltılması olarak öne sürmüştür. Preston (2012) döngüsel ekonominin kaynakların kullanımını değiştirdiğini, bir tesisin atığının başka bir proses için kaynak olarak kullanılabileceğini belirtmiştir. Avrupa Birliği ise döngüsel ekonominin amacının ekonomiye fiziksel girdilerin geri dönüştürülmesine, sınırlandırılmasına ve yeniden kullanılmasına ve atığın kaynak olarak yeniden kullanılarak birincil kaynak tüketiminin azalmasına yol açmak olduğunu iddia etmiştir. Farklı disiplinlerden en sık alıntılanan tanımlardan biri ise döngüsel ekonomiyi niyet ve tasarımla onarıcı ve canlandırıcı bir endüstriyel sistem olarak tanımlayan Ellen MacArthur Vakfı (2013) tarafından yapılmıştır. Ellen MacArthur Vakfı (2013), döngüsel ekonominin ‘ömrün sonu’ kavramını değiştirip, yenilenebilir enerji kullanımına yönlendiren, yeniden kullanımı engelleyen çevreye ve insana zararlı kimyasalların kullanımını ortadan kaldıran ve üstün malzeme, ürün ve sistem tasarımı ile atıkların ortadan kaldırılmasına yardımcı olan bir politika olduğunu öne sürmüştür (Stahel, 2016).

Çin, döngüsel ekonomi ilkelerini 2008 Döngüsel Ekonomiyi Teşvik Yasası ile ulusal politikaya uygulayan ve döngüsel ekonomi odaklı indikatörleri yayınlayan ilk ülkedir. Avrupa’da döngüsel ekonomi kavramı, endüstrinin hem çevresel hem ekonomik performansını eş zamanlı olarak geliştirmeye yönelik bir yaklaşım olarak tanıtılmıştır (Harris vd., 2020). Avrupa komisyonu 2014 yılında bir ön döngüsel ekonomi paketi ve 2015 yılının sonlarına doğru döngüsel ekonomi için bir eylem planı sundu. 2016 yılında Avrupa Çevre Ajansı, kaynakların kullanımında verimliliği arttırmak için indikatörlerin kullanımına başvuran birkaç Avrupa ülkesinin vurgulandığı 10/2016 sayılı raporu yayınladı. Bu gelişmelerin ardından, Avrupa Birliği üyesi ülkelerinin döngüsel ekonomiye geçiş ile ilgili ulusal ve bölgesel stratejiler uygulanmaya başlanıldığı gözlemlenmektedir. Almanya, bir döngüsel ekonomi yasasını kabul eden ilk Avrupa ülkesidir. Fransa 2015e992 sayılı kanun ile, Birleşik krallık ise Atık ve Kaynak Eylem Programı ve şirketleri endüstriyel simbiyoz projelerine dahil eden Ulusal Endüstriyel Simbiyoz Programı ile döngüsel ekonomi konseptini politikalarına dahil etmiştir. Hollanda ise 2016 yılında, 2050 itibariyle %100 döngüsel ekonomi prensiplerini uygulamayı hedefleyerek döngüsellik politikasını benimsemiştir (De Pascale vd., 2021). Ancak, günümüz ekonomik modelinden döngüsel ekonomi modeline geçişin önünde bir dizi engel ve zorluk bulunmaktadır.

Altyapı ve Teknolojik Zorluklar: Döngüsel Ekonomi, mevcut lineer üretim sistemlerinden farklı bir altyapı ve teknoloji gerektirir. Bu yeni sistemlere geçiş, mevcut iş modellerini değiştirmeyi ve yeni teknolojilere yatırım yapmayı gerektirir.

Finansal Zorluklar: Döngüsel Ekonomi, uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerine odaklanırken, kısa vadeli finansal getirilere karşı bir mücadele içerir. Bu durum, işletmelerin ve yatırımcıların döngüsel ekonomiye geçişte tereddüt etmelerine neden olabilir.

Düzenleyici ve Hukuki Engeller: Mevcut düzenlemeler ve yasal çerçeveler, döngüsel ekonominin benimsenmesini zorlaştırabilir. Daha etkili ve esnek düzenlemeler oluşturmak, döngüsel ekonominin geçişini destekleyebilir.

Toplumsal Kabul ve Farkındalık: Döngüsel Ekonomi kavramının toplum tarafından kabul edilmesi ve geniş bir farkındalığın oluşturulması önemlidir. Bu, tüketicilerin, işletmelerin ve hükümetlerin döngüsel ekonomiye geçişi desteklemelerini sağlayabilir.

Eğitim ve Bilgi Eksikliği: Döngüsel Ekonomi modellerinin uygulanması, mevcut iş gücünün eğitimini ve bilgi düzeyini gerektirir. Bu konuda eksiklikler, geçişi zorlaştırabilir.

Bu zorluklara rağmen, döngüsel ekonominin benimsenmesi, SEGE sektörlerinde sürdürülebilirliği artırabilir ve gelecekteki zorluklara daha etkili bir şekilde karşı koymamıza yardımcı olabilir. Ancak, bu geçişin desteklenmesi ve teşvik edilmesi için hem kamu sektörü hem de özel sektörün birlikte çalışması gerekmektedir.

Referanslar

De Pascale, A., Arbolino, R., Szopik-Depczyńska, K., Limosani, M., & Ioppolo, G. (2021). A systematic review for measuring circular economy: The 61 indicators. Journal of Cleaner Production, 281. https://doi.org/10.1016/j.jclepro.2020.124942

Harris, S., Martin, M., & Diener, D. (2021). Circularity for circularity’s sake? Scoping review of assessment methods for environmental performance in the circular economy. Sustainable Production and Consumption, 26, 172–186. https://doi.org/10.1016/j.spc.2020.09.018

Kirchherr, J., Reike, D., & Hekkert, M. (2017). Conceptualizing the circular economy: An analysis of 114 definitions. Resources, Conservation and Recycling, 127(September), 221–232. https://doi.org/10.1016/j.resconrec.2017.09.005

Stahel, W. R. (2016). The circular economy. Nature, 531(7595), 435–438. https://doi.org/10.1038/531435a

Etiketler

Boşluk Varsa Koçluk Vardır!
Çevresel Sorumluluğa Yönelik 6 Pratik Adım
İş Yaşamı ve Etik
Madende Kadın Olmak: Yeni Yıla Yeni Nefes Etkinliği
Motosiklet Kullanmanın Püf Noktaları: İki Teker Üzerinde Özgürlüğün Tadını Çıkaranlar